Günümüzde imgelerle aşırı derecede kuşatılmış bir dünyada, görme eylemi giderek anlık tanımaya indirgenir. Marta Syrko'nun Immersion: Seeing Otherwise başlıklı sergisi ise farklı bir deneyim önerir: imgeleri hızla tüketmek yerine, onların içine yavaşça nüfuz etmeyi.
Dünyayı algılama biçimimiz; ışık, mekân, hafıza ve deneyim tarafından sürekli olarak şekillenir. Immersion, izleyiciyi gerçekliği suyun optiği aracılığıyla deneyimlemeye davet eder. Marta Syrko, suyu yalnızca bir konu ya da sembol olarak değil; beden, mekân ve zaman algısını dönüştüren bağımsız bir araç (medium) olarak ele alır.
Su, tam da fiziksel özellikleri sayesinde alışılmış görme biçimimizi değiştirir: ışığı kırar, çizgileri bozar, hareketi yavaşlatır ve hafiflik hissi yaratır. Bu ortamda beden, alışılmış sınırlarını yitirerek akışkan bir forma dönüşür. Ancak Marta Syrko'nun görsel dili, hafiflik ya da dekoratif etkiyi öne çıkaran geleneksel sualtı fotoğrafçılığı estetiğinin bilinçli biçimde ötesine geçer. Güçlü ışık-gölge kullanımı ve bedenin heykelsi kütlesiyle çalışan sanatçı, suyu yoğun ve resimsel bir mekâna dönüştürür. Fotoğrafik imge, resimsel bir plastisite kazanırken dinamik kompozisyonlarıyla zaman zaman Barok resmini çağrıştırır. Su artık yalnızca fotoğraf için bir arka plan değildir; imgenin etkin bir ortak yaratıcısına dönüşerek bakma eylemini kişisel bir içine dalış deneyimine dönüştürür.
Bu optik dönüşüm hem bilimsel hem de felsefi temellere dayanır. Araştırmalar, insan beyninin suyu tanımlarken görüntüdeki deformasyonu en temel görsel ipuçlarından biri olarak kullandığını göstermektedir. Suyu yalnızca rengi ya da yansımaları sayesinde değil, her şeyden önce gördüğümüz şeyi nasıl dönüştürdüğü aracılığıyla algılarız. Öte yandan, Fransız filozof Gaston Bachelard, XX. yüzyılın ortalarında, görmenin mekanizmalarından çok insan hayal gücünün doğasıyla ilgilenerek suyu; imgeyi, belleği ve gerçekliği deneyimleme biçimimizi dönüştüren ayrıcalıklı bir unsur olarak tanımlamıştır.
Bu düşünceler sergide somut bir karşılık bulur. Marta Syrko'nun yapıtlarında su, bedeni gizlemez; aksine izleyiciyi her bakışta gördüğünü yeniden kurmaya davet eder. İmge hiçbir zaman tamamlanmış olarak sunulmaz; algılama sürecinin içinde ortaya çıkar. Bu deneyimi daha da derinleştirmek amacıyla sergi, fotoğrafların yanı sıra izleyiciyi fiziksel olarak eserlerin görsel evrenine dâhil eden bir video yerleştirmesiyle tamamlanmaktadır.
Etiler, Tepecik Yolu No:20, 34337 Beşiktaş / İstanbul
| Pazartesi | Kapalı |
| Salı - Pazar | 11:00 - 19:00 |